4 Haziran 2010 Cuma

Enteresan Zamanlar..(!)

"İsrail'den izin alsalardı daha iyi olurdu." mu?




"İSRAİL'DEN İZİN ALSALARDI DAHA İYİ OLURDU." MU?????!!!!


"Biz baş sağlığı dilemesini bekliyorduk." dedi Bülent Yıldırım buna karşılık olarak. 


Ben de bunun üzerine başka bir şey söylemek istemiyorum. İçimden taşıyor söylemek istediklerim ama tutacağım.


Zira "Ah Muhsin Ünlü" gibi hızımı alamayacağım yoksa... Neyse..
--------------------------------------------------------------------------------------------------

Allah'a şükürler olsun ki üniversitemize başörtüsü ile girmek konusunda çok daha az sorun çıkıyor. Çoğunlukla kimse karışmazken bazı hocalarımız "bana söylenen bu şekilde" deyip başörtüsü üzerine şapka geçirmemizi istiyorlar. Bazı durumlarda bunu yapmak durumunda kalsak da elhamdülillah artık hiç bir arkadaşımız başını açmak zorunda kalmıyor. Geçtiğimiz haftalarda beni/bizi çok zorlayan konulardan biri de buydu. Bu hafta sınavlara girme zamanı gelince asıl tavırlar belli olacaktı. Çok şükür okulda sorunsuz bir hafta geçti, ancak öyle bir haftaydı ki bu hafta, "oh" diyemedik tabiki. Beyazıt'ta bugün inanılmaz bir kalabalık vardı. Olanları biliyorsunuz..


Yazı yazmak, tarif koymak.. Artık tüm bu olanların ağırlığı altında bunlara vaktimi ve zihnimi gerçekten ayıramıyorum. İsterseniz takip listelerinizden çıkarabilirsiniz artık dostlar, ne zaman geri dönebileceğimi bilemiyorum.. Ancak sizlere yazmasam da blogları takip etmeye çalıştığımı biliniz lütfen.



Allah yardımcımız olsun, bu çetin imtihanları kolaylıklarla atlatabilmemizi nasip etsin..
Selamlarımla...

31 Mayıs 2010 Pazartesi

Lanet Olsun......

   Sıradan saçma bir güne gözümü henüz açmış iken annemin odama gelerek "İsrail gemilere saldırdı 2 ölü var" demesiyle ne uyku sersemliği ne yaşama isteği kaldı içimde.
   Haber alınamıyor, İHH'nın sitesine erişim de yok. İsrail utanmadan "askerlerimize bıçakla saldırdılar" diyor.. Haberleri çıldırarak seyrediyorum.. Yazmak istediğim öyle çok şey var ki aslında... Öğleden sonraki radyofarmasi sınavı bir süreliğine aklımdan çıktı, ama hayatın saçma gerçekleriyle birkaç saat sonra tekrar karşılaşıp "gereğini" yapmak "zorunda" kalacağım... Ben burada ne yapıyorum diye soruyorum saatlerdir kendime...
   Bir süre bu hayatta ne aradığımı, gerçek amacımın ne olduğunu sorgulamak üzere gemilerle birlikte ben de kendimi ablukaya alıyorum.
   Onlardan dualarınızı eksik etmeyin dostlarım. İsrail mallarına AMBARGO'yu unutmayın. Yurt dışındaki arkadaşlar, Kosher dahi olsa onların kanlı yiyeceklerine yanaşmayın nolur...
   Allah'a emanet olun....
 

18 Mayıs 2010 Salı

Geliyorum, Yoldayım; Ve Bir Yeni Haber:

    Üzerimde tabir yerindeyse bir ölü toprağı var. Değil blog, maillerimle ilgilenemiyorum, aramam gereken kişileri arayamıyorum, mesaj bile yazamıyorum. Bir şeyler beni yormuş, biraz kabuğuma çekilmeye ihtiyacım varmış. Uzaklığımda soran, çağıran, ses veren tüm arkadaşlara çok teşekkürler.
    Bu kadar ara verdikten sonra artık eskisi gibi yazamam sanırım diye düşünüyordum ancak devam etmem yönünde sağolsun birçok kişiden istek var. Ben de yakın zamanda inşallah silkinip aranıza geri döneceğim.
  
    O zaman dek sizi, fikir mimarı ve uygulayıcısı bizzat Ecz.Duman olan tazecik blogumuz Sarmaşık Photography'deki seyirlik kareler ile başbaşa bırakmak istiyorum. Fotoğraf serüvenimizi, hayata dair yakaladığımız güzel anları da bir blogda birkaç cümle eşliğinde sizlerle paylaşmak istedik. Umarız keyifli dakikalar geçirirsiniz..
   (Ben nicedir fotoğraf çekme isteğimi de bir yerlerde unuttuğumdan blogda benim fotoğraflarım olmadığını da belirtmek isterim:)
   Aklımda yeni konular var, onlarla birlikte bir an önce yeniden buralarda olmak dileğiyle, hoşçakalın!

23 Nisan 2010 Cuma

Ben Bu Aralar...




    Evimizin yeni üyesi Bıdık'ın ve baharın gelmesiyle terasımızı şenlendiren çiçeklerimizin fotoğraflarını çekiyorum :)
    Son zamanlarda hastalık, sınavlar, birtakım telaşlar, internetimizin ara ara kesilmesi, bilgisayarı açacak vakti dahi bulamamam ve son olarak faremin pilinin bitmesi (evet faresiz laptop kullanmaktan hiç hoşlanmıyorum:) ), evde herkesin diyete girmesi ile bloga koyacak nitelikte bir yemek hazırlayamamak ve dolayısıyla fotoğraflayamamak gibi nedenlerden buralara uğrayamaz oldum. Zaman zaman geldiysem de yazı ekleyecek mecali kendimde bulamadım, sizleri ziyaret ettim ama yorum bırakamadım. Bu dönemi kısa bir tatil olarak değerlendirin lütfen olur mu :) Bu süre içerisinde yorumları pek olamasa da mailleri elimden geldiğince cevaplandırmaya çalıştım, yazamadıklarıma da en kısa zamanda cevap yazmaya çalışacağım. Burada da inşallah tariflerle ve yazılarla kaldığım yerden devam edeceğim.
   Şimdilik hoşçakalın! :)


14 Mart 2010 Pazar

Ev Yapımı Pastane Poğaçası

    Senelerdir okul yolunda sabah kahvaltılarını pastane açma ve poğaçalarıyla yapan bir insan birden bire hazır gıda tüketmemeye karar verirse ne olur? :) Kalkıp poğaça yapmayı öğrenir mecburen :) Hamur işleriyle içli dışlılığım o zamanlar başladı, çeşit çeşit poğaçalar denedim, en çok mayalıları sevdim. Ama pastanelerdeki gibi poğaçaları özlemedim aramadım değil. Sağolsun yine 40 Fırın Ekmek Kitabı yetişti imdadıma :) Yapıp bir güzel yiyip sonra da diyete girdikten sonra, şimdi de ev yapımı gıda destekçisi olarak tabi ki sizinle bu güzel poğaçaları paylaşmaya geldim :)
    Poğaçalarımı arkada görüldüğü üzere içli köfteleri yaptığım gün yapmıştım yayınlamak bugüne kısmet oldu. Bu poğaçalar gerçek pastane poğaçası tarifi ile yapıldı ve gerçekten pastane poğaçasının tıpkısı oldular. Benim için yağ miktarı biraz azdı, normalde pastane poğaçaları daha yağlı oluyor. Siz de benim gibi biraz daha yağlı kıvamda seviyorsanız yağ miktarını biraz arttırın.
   
   Şu sıralar yazmaya çok müsait olmadığımdan burada kesip tarifi hemencecik kopyalayıp kaçıyorum. Tüm ziyaretçi arkadaşlarıma sevgilerimi gönderiyorum...
Malzemeler:
2½ bardak beyaz un
1 yumurta
¾ tatlı kaşığı tuz
1 çorba kaşığı şeker
15 gm (1/3 küp) yaşmaya veya 1 dolu tatlı kaşığı instant kuru maya
¼ tatlı kaşığı mahlep (kullanılmasa da olur)
150 gram tereyağı, yumuşak
¼ bardak soğuk su

İçi için:
½ bardak beyaz, tulum veya kaşar peynir (125 gram), rendelenmiş

Üzeri için:
1 yumurta sarısı
1 fiske şeker
12 adet
Hazırlanışı:


1.   Eğer elle yapıyorsanız unu, tuzu, şekeri, mahlebi geniş bir kapa alıp yaşmayayı (nohut büyüklüğünde parçalara kıp) veya kuru mayayı ilave edin. Suyu, yağı ve yumurtayı  ilave ettikten sonra 7-8 dakika kadar yoğurun. Hamurunuz önce ele yapışan bir kıvamda olabilir ancakyoğurma işleminin sonuna doğrukulak memesi yumuşaklığından çok az daha sert  ve kolay şekil verilecek kıvamda olacaktır.
2.   Eğer mikser ile yapıyorsanız, mikserinize hamur yoğurma aparatını taktıktan sonra unu, tuzu, şekeri, mahlebi mikser kabına alın. Suyu, yağı ve yumurtayı ilave edin ve 4-5 dakika kadar yoğurun. Bu süre sonunda hamurunuz kulak memesi yumuşaklığından çok az daha sert ve kolayca şekil verilecek kıvamda olacaktır.
3.   Yoğurulmuş olan hamurunuzu ağzı kapalı bir kaba alıp 1 saat ılık bir yerde bekletin.
4.   Hamurunuzu iyice unladığınız mutfak tezgahına alıp 1-2 dakika kadar elinizle yoğurup  12 eşit bezeye ayırın. Bezeleri tezgah üzerinde yuvarlayarak düzgün yuvarlaklar oluşturun.
5.   Herbir bezeyi el ayanızla hafifçe yassıltıp üstlerine içi koyun. Hamuru resimdeki gibi iki elinizle ikiye katlayıp elinizin ayasıyla üstüne bastırarakkapatın. Gördüğünüz gibi elimizi poğaçanın tam kenarına değil, kenardan 1 cm kadar içeriye bastırıyoruz. Böylece poğaçanın kenarı hafifçe açıkmışgibi görünüyor.
6.   Poğaçaları iyice yağlanmış bir tepsiye aralıklı olarak yerleştirip 30 dakikakadar ılık bir yerde  bekletip tekrar mayalanıp kabarmalarını sağlayın.
7.  Mayalanmış poğaçaların üzerine şekerle çırpılmış yumurta sarısını yumuşak hareketlerle sürün. (Yumurtaya şeker ekleyince üstleri daha güzel kızarır)
8.   Önceden ısıtılmış 180 derece fırında yaklaşık 20 dakika, ya da üstü iyice kızarana kadar pişirin.

*Not: Bezeler gözünüze küçük görünebilir ama iyi mayalandırırsanız gayet güzel büyüklüğe ulaşıyor, tereddüt edip daha büyük bezeler yapmamanızı tavsiye ederim...
* Tarifteki margarini tabi ki tereyağı ile değiştirdim :)
* Mahlebi bol sevdiğimden tariftekinden fazla koydum çok güzel oldu :)

Sağlıkla afiyetle kalın...

9 Mart 2010 Salı

Tereyağlı Un Kurabiyesi

   Un kurabiyesinin sadece margarinle yapılırsa güzel olacağı gibi bir kanaat olsa da, ben katı yağ kullanılan tüm tariflerde yaptığım gibi un kurabiyesinde de tereyağı kullandım ve sonuç harikaydı. Bu kurabiye de önceden yapıldı, hamur işlerine ara demiştik malum :)
   Ki bana tereyağının kokusu o kadar güzel geliyor ki, margarin kullanılmış olan bir yiyeceği hemen ayırt edebiliyorum ve de kokusu dahi benim için rahatsız edici oluyor. Alışkanlıktan ötürü olabilir tabi ama en güvenilir alternatifimiz bu olduğu için tereyağını sevmemiz ya da sevmeye çalışmamız güzel birşey diye düşünüyorum. Margarinlerden söz etmişken daha önceki bazı yazılarımızı da burada hatırlatalım:
-Ucuz Bir Hikaye: Margarin
-Margarinler(=Hidrojene Yağlar)
-"Shortening"ler Ve Vita Yağı
   Un kurabiyesi tarifini birçok değişik kaynağa baktıktan sonra aklıma en çok yatan şekli ile uyarlayarak yaptım. Daha çok Kibelenin Mutfağı'ndan yararlandım ancak onun tarifindeki şeker miktarının fazla olduğunu düşünerek yarısını kullandım. Böylesinin çok da iyi olduğunu tadına bakınca anladım çünkü üzerine de pudra şekeri serpince hayli tatlı oluyor. Tarifimiz şöyle:
Malzemeler:
-250 gram tereyağı
-125 gram pudra şekeri (bağdat markanın kutusunda 2 adet 125'er gramlık paket bulunuyor birini kullandım)
-Göz kararı aldığı kadar un
Hazırlanışı:
-Tereyağını küçük bir tavaya koyup ateşte yakmadan eritin. Hafif soğuyunca buzdolabına koyun, donsun. sonra yağ tabakasını kırıp altında birikmiş olan suyu süzdürün. Tereyağını oda sıcaklığında yumuşamaya bırakın. (Ben bu işlemleri yaptım ancak tereyağımdan sadece 2-3 damla kadar su çıktı, sonra kurabiyeyi yapmayı erteledim ve daha önce eritilmemiş başka bir tereyağını sadece oda sıcaklığında iyice yumuşayana kadar bekletip yaptım, sonuç gayet güzeldi.)
-Yumuşak yağı bir kaba alıp mikserin hamur karıştırma uçları ile kremalaşana kadar çırpın. İyice eriyip yayıldığında pudra şekerini ekleyip özleşene kadar tekrar karıştırın. 
-Unun birazını da eleyerek ekleyip ve mikserle karıştırmaya devam edin, bunun kıvama gerçekten etkisi oluyor. hamur katılaşmaya başlayınca artık mikseri çıkarın ve unu ekleyerek elinizle yoğurmaya başlayın. 
-Un kurabiyesinin ağızda dağılması için normalden biraz fazlaca un koymak gerekiyor. Ele yapışmayan bir hamur elde ettikten sonra biraz daha un eklemeye devam edin ve kıvamını kendiniz kararlayın. Dikkat edin fazla un eklerseniz bu sefer hamuru toparlamakta çok zorlanırsınız, azar azar ekleyin.
-Güzelce yoğurduktan sonra istediğiniz şekli verin. Ben bir kısmını yuvarlak yaptım, bir kısmını da verev kesip üzerine çatalla çizik yaptım. Hafif yağlanmış tepsiye dizip 165-170 derece fırında pişirin. Fırının ısısının yüksek olmaması da kurabiyelerin beyaz kalması için önemli. Ve fazla pişirilmeyecek. Bende 8 dakika yeterli oldu, en fazla 10 dakika fırında tutup pembeleşmeden hemen çıkarın. İlk çıkardığınızda kurabiyelere dokunduğunuzda yumuşak olacaklardır, bunu görünce pişmediğini düşünüp tekrar fırına vermeyin. Oda sıcaklığında kendi kendine soğudukça içi de dışı da sertleşip kıvamını bulacaktır. 
-Pudra şekeri serpip servis yapmak isterseniz mutlaka iyice soğumasını bekleyin.
-Evinizin temiz ve güvenli ortamında yapılmış olması ve tereyağı kullanılmış olmasının rahatlığı ile afiyetle yiyin :)

Bu arada bugün izleyici sayımız 100'e ulaşmış bulunuyor. İstatistiklere baktığımda da gerek ziyaretçi sayısı gerek sayfa görüntülenme sayısı bakımından her gün yükselen bir grafik görüyorum. 4 buçuk ay gibi kısa bir zamanda bu kadar kişinin teveccühünü kazanmış olmak çok mutluluk verici. Hepinize desteklerinizden ötürü teşekkür ediyorum. İnşallah daha nice güzel ve faydalı paylaşımlarda bulunabiliriz.
(*Not: Arkadaşlar yorumlarda sorulanları not ediyorum ve onlara dönmeye çalışıyorum, geç cevaplayabildiklerim lütfen unuttuğumu sanmayın, şu sıralar tarif eklemek benim için daha kolay olduğundan onlarla blogu güncellemeye çalışıyorum, yakın zamanda sorularla ilgili yazılara da başlamak itiyorum inşallah. Anlayışınız için sağolun..)
   Sağlıkla, keyifle kalın...Sevgiler...

7 Mart 2010 Pazar

Artan Kek Bonbonları

   Herkese iyi pazarlar, bu bonbonları bugün koyup yarın başlayacak olan yeni haftamıza da renkli renkli girelim, ziyaretleriyle beni morallendiren, güzel yorumlarını eksik etmeyen ve destek olan tüm dostlarıma küçük bir hediyem olsun istedim :)
   Fazla gelen, yenmeyip artan kekleri değerlendirmenin çok güzel bir yolu bu bonbonlar. Hem yapımı çok kolay hem de çok şık birer ikramlıklar. Kardeşlerimin ise favori tatlısı :) Ben kekler arttığı zaman poşetleyip buzluğa koyuyorum, ya da pişip soğuyunca bir kısmını daha sonra yemek üzere dağılmaması için plastik saklama kaplarına koyup saklıyorum. Çözülüp oda sıcaklığına gelince tazecik kek tadında oluyor, tatlı krizlerine bire bir geliyor :) Ama ben bir tane bile yemedim, çok kararlıyım diyeti bozmak yok :)
   Bu bonbonların malzemelerini göz kararı ayarladım, siz de elinizde ne kadar kekiniz varsa ona göre miktarları ayarlarsınız. Kısaca şöyle yaptım:
-Buzluktan çıkardığım kekleri robottan geçirip un haline getirdim.
-Küçük bir tencerede 2 yemek kaşığı tereyağını eritip çekilmiş keki yağa ekledim, 2 yemek kaşığı da kakao ekleyip ve iyice karıştırdım.
-Karışıma azar azar süt ekleyerek kaşıkla karıştırmaya devam ettim. Kek sütü çektikçe biraz daha ekledim, koyu bir bulamaç halinde iken süt eklemeyi bıraktım. Yaklaşık 1 su bardağı süt kullandım.
-Daha önce yaptıklarıma çikolata da eklemiştim ama evdeki Afia çikolata stoğum tükendiğinden bu sefer eklemedim, siz ekleyebilirsiniz daha güzel oluyor.
-Tencereyi biraz soğumaya bıraktım, sonra buzdolabına koydum yarım saat kadar beklettim. Daha sonra çıkarıp küçük toplar yuvarladım ve değişik malzemelere buladım.
-Ben toz yeşil fıstık, hindistan cevizi, kavrulmuş fındık kırığı ve kakaoya buladım, siz değişik malzemeler de kullanabilirsiniz.
   Bazılarını küçük boy muffin kağıtlarına koydum, misafirler için böylesi çok daha şirin oluyor.
   Sağlıklı keyifli bir hafta dilerim, afiyetle kalın...

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails